DOLAR

42,5088$% 0.16

EURO

49,3718% 0.05

STERLİN

56,3754£% 0.05

GRAM ALTIN

5.762,77%1,55

ONS

4.217,39%1,40

BİST100

10.898,70%-0,43

Sabah Vakti a 02:00
Çorum °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Meltem Kaptan ile Levent Can, bıçak sırtı rolleri canlandırdı

Adile Naşit'in hayatı, 'Adile Naşit' adıyla sinema filmine uyarlandı. Filmde, Adile Naşit'i canlandıran Meltem Kaptan ile Münir Özkul'a hayat veren Levent Can, Habertürk'e verdikleri röportajda; sorumluluğu büyük roller için gelen teklif karşısında neler yaşadıklarından, Türk sinemasının iki unutulmaz oyuncuyu canlandırmak için nasıl bir hazırlık süreci geçirdiklerine kadar birçok konuda açıklamada bulundu

ad826x90

Türk sinema, tiyatro ve televizyon dünyasının unutulmaz isimlerinden biri olan Adile Naşit, canlandırdığı sevecen ‘Anne’ ve ‘Teyze’ rolleriyle sinemada silinmez bir iz bıraktı.

ad826x90

Dede mesleği tuluat sanatının mirasçısı olan Adile Naşit, küçük yaşlarda başladığı oyunculukta; Muammer Karaca Tiyatrosu ve Gazanfer Özcan – Gönül Ülkü Tiyatrosu’nda parladı. Sinema kariyeri, 1947’de ‘Yara’ ile başlasa da büyük çıkışını 1970’li yıllarda özellikle Arzu Film yapımlarıyla yaptı.

Selim Naşit – Adile Naşit

En ikonik rolü, ‘Hababam Sınıfı’ serisindeki öğrencilere kol kanat geren, koruyucu ‘Hafize Ana’ idi. Naşit; aralarında; ‘Neşeli Günler’, ‘Bizim Aile’, ‘Gülen Gözler’, ‘Şaban Oğlu Şaban’, ‘Süt Kardeşler’, ‘Kibar Feyzo’ ve ‘Tosun Paşa’nın da bulunduğu 91 film ve 4 TV yapımında rol aldı. Ayrıca, 1980’li yılların başında yayınlanan, çocuklara masallar anlattığı ‘Uykudan Önce’ programıyla da özdeşleşti.

Hababam Sınıfı

ad826x90

Adile Naşit, oyunculuk gücü, kendine özgü üslubu, içten kahkahası, doğallığı ve abartısız mizahıyla kuşaklar boyu keyifle izlenen yapımlara büyük katkılar sağladı. O, sadece güldüren değil, aynı zamanda duygusal sahnelerde izleyicileri derinden etkileyebilen nadir yeteneklerdendi.

Süt Kardeşler (1976)

Adile Naşit’i bu kadar sevdiren ve farklı kılan en önemli özelliği, canlandırdığı karakterlerin Türk aile yapısındaki ‘Büyük’ figürü temsil etmesiydi. O ‘Büyük figür’; sofraların başı, ailenin denge unsuru ve geleneksel değerlerin koruyucusu, evin düzenini sağlayan, küsleri barıştıran ve maddi zorluklara rağmen aileyi bir arada tutan kişiydi. Öyle ki mahallede benzer özelliklere sahip kadınlara, sakinleri tarafından ‘Adile Teyze’ diye seslenilirdi. Bizim mahallenin Adile teyzesi ise Durdane teyze idi…

Aile Şerefi (1976)

ad826x90

Adile Naşit, izleyicilerin gözünde, o rolleri canlandırmıyor, beyazperdeye adeta kendisini yansıtıyordu. Bunu da yaşam tarzıyla, söylemleriyle izleyiciler üzerinde bıraktığı samimiyet ve güvenle elde etti.

Neşeli Günler (1978)

O, tüm olumsuz şartlara rağmen her zorluğun üstesinden gelinebilecek bir neşe ve umut kaynağının sembolüydü. Gerek Türk sinemasının gerekse toplumun hafızası olarak; her ailenin doğal üyesi, herkesin doğal annesi, teyzesi, ablası ve arkadaşıydı. 1985’te ‘Yılın Annesi’ seçilmesi de, halkın kendisine verdiği bu eşsiz sevgi ve değeri gösterdi.

Hasret (1974)

Toplumun ‘Güzellik’ kriterlerine uymadığı gerekçesiyle başlarda yeteneği görmezden gelinen Adile Naşit, ön yargılarla var olma mücadelesi verirken, diğer yandan 15 yaşında kaybettiği oğlu Ahmet’in tarif edilemez acısına rağmen azmin ve umudun insan vücudunda hayat bulmuş haliydi. Canlandırdığı karakterler neyse Adile Naşit oydu. Adile Naşit ne ise canlandırdığı karakterler oydu.

Oh Olsun (1973)

Adile Naşit’in meslektaşı olsun ya da olmasın izleyen herkese azim ve umut aşılayacak olan sinema filmi ‘Adile Naşit’, gösterime 5 Aralık’ta girecek. Film; izleyicilerle, BKM’nin (Beşiktaş Kültür Merkezi) kuruluşunun 30’uncu yılına yaraşır bir yapım olarak buluşacak.

Sanatçı bir aileden gelen Adile Naşit, 17 Haziran 1930’da doğdu. Naşit, 11 Aralık 1987’de 57 yaşındayken bağırsak kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.

♦ Dedesi… Kemanî Yorgo Efendi

♦ Anneannesi… Kantocu Küçük Verjin

Küçük Verjin

♦ Babası… Tuluat ustası ‘Komik-i Şehir’ Naşit Özcan

♦ Annesi… Kantocu Amelya hanım

Naşit Özcan – Amelya hanım

♦ Kardeşi… Oyuncu Selim Naşit

Selim Naşit – Adile Naşit

Çağan Irmak’ın yönettiği ‘Adile Naşit’, Adile Naşit’in hayatının merkezinde 1970 ve 1980’li yıllarda Türkiye’nin sosyal yaşantısını ve oyuncuların çalışma şartlarını gözler önüne serecek.

Senaryosunu Nermin Yıldırım’ın yazdığı ‘Adile Naşit’te; aralarında Münir Özkul, Kemal Sunal, Tarık Akan, Müjde Ar, Selim Naşit, Ayşen Gruda ve Kartal Tibet’in de olduğu ünlü oyuncuların çalışma anları da beyazperdeye yansıyacak.

♦ Adile Naşit… Meltem Kaptan

♦ Münir Özkul… Levent Can

♦ Kemal Sunal… Berkay Tulumbacı

♦ Tarık Akan… Çetin Lale

♦ Müjde Ar… Seda Bakan

♦ Ayşen Gruda… Elif Nur Kerkük

♦ Selim Naşit… Bülent Seyran

♦ Kartal Tibet… Emre Taştekin

‘Adile Naşit’te Adile Naşit’i canlandıran Meltem Kaptan ile ‘Münir Özkul’u canlandıran Levent Can, Habertürk’e verdikleri röportajda sorumluluğu büyük roller için gelen teklif karşısında neler yaşadıklarından, Türk sinemasının iki unutulmaz oyuncusunu canlandırmak için nasıl bir hazırlık süreci geçirdiklerine kadar birçok konuda açıklamada bulundu.

♦ Teklif geldiği zaman neler hissettiniz?

Meltem Kaptan… Hani, insanın içinden; “Bunu yapmak zorundayım düşüncesi” gelir ya… O düşünce bana hemen geldi. Hani, bazı projeleri alırsınız ve içiniz birden kıpır kıpır olur ya… Bende hemen oldu. Teklif karşısında çok mutlu oldum, çok gurur duydum. Çünkü Adile Naşit, o kadar önemli bir kişi ki… Almanya’da doğmuş – büyümüş olmama rağmen ben de Adile Naşit ile büyüdüm. Filmlerinden insanın içine işleyen şefkatiyle, sevgisiyle büyüdüm.

♦ Her filminiz bir sorumluluk yükler ama Adile Naşit, gibi herkesin sevdiği, saygı duyduğu birini canlandırmanın sorumluluk duygusunu daha da artırdığını düşünüyorum. Role hazırlanırken bu sorumluluk sizde bir baskı oluşturdu mu?

Meltem Kaptan… Mutluluk ve gurur hissine, tabii ki “Eyvah ben yani hakkını verebilecek miyim?” hissi de eklendi. O baskı tabii ki oluştu… Hem de nasıl? O korku hâlâ devam ediyor. Çünkü o kadar önemli ki… Oldukça hassasiyetle yaklaşmak gerekiyordu. Hiçbir şeyi yanlış yapmamalıydım. Adile Naşit’in enerjisini yansıtabilmek, kendisini en doğru ve etkileyici şekilde beyazperdeye yansıtabilmek için büyük çaba harcadım. Umarım başarabilmişimdir.

♦ Levent bey, siz de Münir Özkul gibi bir ustayı canlandırdınız. Neler hissettiniz?

Levent Can… Teklif geldiğinde açıkçası oldukça korktum. “Bunun altına giremem” dedim. Münir Özkul gibi bir üstadın canlandırılması için beni uygun görmeleri elbette gururumu okşadı ama benim için hakikaten çok korkutucu bir roldü. Bugüne kadar, rollerimden yüzümün akıyla çıktım, kötü laf ettirmedim ama Münir Özkul’u canlandırmak başka… Çünkü toplumun tümü tarafından sevilmiş, ailesinden biri olarak gördüğü kişilerden söz ediyoruz. Bu nedenle izleyiciler daha farklı bir duyguyla izleyecek. Çünkü herkesin Adile Naşit ve Münir Özkul hakkında o kadar çok söyleyecek sözü var ki… “Olmuş” diyen de olacak, “Hiç olmamış” diyen de… O yüzden korktum. Oyunculuğumu bu zamana kadar iyi – kötü getirdim ama çok bıçak sırtı bir karakteri canlandırdım. Bu nedenle başlarda uzak durdum. Çağan hoca, rolü ve filmi o kadar güzel anlattı ki bütün korkularımı bertaraf etti. “Peki, sana teslim olmaya geliyorum” dedim. İyi ki de gelmişim. İyi ki de bu filmin içinde olmuşum. İyi ki Meltem gibi bir oyuncuyla tanıştım ve çalıştım.

Meltem Kaptan… Tanıştığımız ve çalıştığımız için ben de çok memnunum. Keyifli bir set süreci geçti. Herkes, bu işi çok ciddiye aldı. Kimse en küçük bir hata yapmak istemedi. Çünkü sonuçta karikatürize karakterleri değil, toplumun değerlerinden kişileri canlandırdık.

Levent Can… Evet, ne Meltem; Adile Naşit’i taklit etti ne de ben, Münir Özkul’u… Aynı durum diğer rol arkadaşlarımız için de geçerli.

#habericireklam#300×250#180#right#

♦ Dediğiniz gibi toplumun değerlerini canlandırma adına BKM ve Çağan Irmak’ın nokta atışı yaptığını düşünüyorum…

Levent Can… Hangi oyuncuların rol alacağı konusunda muhakkak derinlemesine istişare etmişlerdir. Muhakkak başka oyuncular da akıllarına gelmiştir. Sonuçta mevcut kadro için karar kılınmış.

♦ Filmin kariyerinize nasıl bir etkisi olacağını umarsınız?

Meltem Kaptan… Onu hiç düşünmüyorum bile… ‘Adile Naşit’i öyle bir sevgiyle canlandırdım ki… Her şeyimle kendimi rolüme verdim. “Bu film bana bununla bu bana ne getirir ya da hiç bu arkasını düşünmedim. Sonuna kadar rolümün hakkını vermek istedim. Kendi kendime; “Adile Naşit’in duygu yolculuğunu anlamak istiyorum” diyerek işin içinde kaybolmak istedim.

Levent Can… “Meltem” diye sesleniyorduk, hiç duymuyordu. “Adile” diye seslenince dönüp bakıyordu. Rolüne böylesine odaklanmıştı.

Meltem Kaptan… Evet, bir bir ara hakikaten eşim bile bana, “Meltem olarak yok oldun” diyordu.

#habericireklam#300×250#180#right#

♦ Özel bir çalışma yaptınız mutlaka. O çalışmalardan söz eder misiniz?

Meltem Kaptan… Filmlerini daha önce defalarca izlemiş olmama rağmen bir daha bir daha izledim. Hazırlık sürecine gülüşüne çalışmakla başladım. Vücut dili, gülüşünden sonra oluştu. Enerjisini, ritmini, temposunu anlamaya çalıştım.

♦ Münir Özkul ve Adile Naşit ile tanışma şansı yakalamış mıydınız?

Levent Can… Mesleğe; Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nda kursiyer olarak başlamıştım. Her akşam seyrediyordum. Bir akşam oyuna Adile Naşit geldi. Hemen bir kağıt bulup imzasını istemiştim. Adile Naşit ile karşılaşmam öyle oldu. Münir Özkul’un da sahneye çıktığı Ferhan Şensoy’un oyunu “İstanbul’u Satıyorum” oyununu seyretmiştim. Sonrasında uzunca bir hastalık süreci geçirdi. Ne yazık ki bir daha görme şansım olmadı. Rolü kabul ettikten sonra kızı Güner’i aradım, Sağ olsun, Güner kucak açtı. “Gel, otururuz, konuşuruz, anlatırım,babamın çalışma defterini gösteririm” dedi. Sağ olsun, her şeyi önüme yığdı. Güner, üzerimdeki tedirginliği görünce; “Dur, sana bir şey vereceğim” dedi. Münir ağabeyin ‘İbiş’ karakterinde taktığı bir fesi bana uzatarak; “Film çekimleri boyunca bu senin yanında olsun. Sana destek olur, babamın desteğini yanında hissedersin” dedi. İşte ilk okuma provasında da o fesi taktım, gittim. Sete her gittiğimde o fes yanımdaydı. Rolüm için özel bir çalışma yapmadım. Yaptım ama yapmadım… Bütün süreç boyunca rolümle yattım, rolümle kalktım… Bir de çekimler boyunca Münir ağabeyin kullandığı parfümü kullandım. “Münir ağabey olsaydı, burada böyle düşünürdü, böyle bakardı, böyle konuşurdu böyle yapardı” düşünceleriyle rolümü içselleştirmeye çalıştım.

Meltem Kaptan… Adile Naşit ve Münir Özkul’un özel hayatlarını da canlandırdık. Onları tanıyan, yaşamlarında yer edinmiş kişilerle görüşerek bilgi almamızın yanı sıra onlarla duygu akışına girmemiz elbette çok önemli. Levent’in Münir Özkul’un kızıyla görüşerek ayrıntıları yakalaması rol için büyük bir hazırlık.

Levent Can… Şunun altını çizmek istiyorum; bu asla bir taklit filmi değil. Ne Meltem Adile Naşit’i taklit etti ne de ben Münir Özkul’u… Zaten Çağan hoca ben taklitçi değilim, bir tek sahnede birebir taklit isteyeceğim” dedi. O sahne de ‘Neşeli Günler’deki meşhur; “Turşu sirkeyle mi yoksa limonla mı kurulur” sahnesi. Çağan hocanın bu söylemleri tabii bizi daha da cesaretlendirdi. İkili ilişkilerinde, dost ilişkilerindeki Münir Özkul’u, Adile Naşit’i izleyeceğiz. Adile Naşit’in tabii çok hikâyesi var ama bu bir biyografi filmi de değil.

Meltem Kaptan… Canlardığımız karakterlere hiçbir zaman birebir benzeyemeyiz. Ne kadar benzemeye çalışırsak rol o kadar yapay olur. Çağan hoca, rollerimize doğal yaklaşmamızı, o enerjinin çok önemli olduğunu söyledi. Bizden karakterlerin enerjisini anlayıp onu en iyi şekilde yansıtmamızı istedi.

♦ Adile Naşit ile Münir Özkul, hayatta olsaydı, kendisine özellikle ne söylemek isterdiniz?

Meltem Kaptan… Teşekkür etmek isterdim. “Hayatımıza kattığınız güzellikler, içtenlikler, sıcaklıklar için teşekkür etmek istiyorum canım benim” demek isterdim.

Levent Can… Ben de teşekkür etmek isterdim. “İyi ki bu dünyadan geçtiniz, iyi ki bize bu güzel eserleri bıraktınız” diyerek teşekkür ederdim. İnsanlığın ne olduğunu bize gösterdikleri için teşekkür ederdim. Sıcaklık, insanlık hakikiye yani hakiki olma ve bu değerler o kadar azaldı ki… Bu değerleri çok arıyoruz.

♦ Adile Naşit’in özellikle hangi filmindeki karakteri canlandırmak isterdiniz? Ya da hangi filminde karşılıklı rol almak isterdiniz?

Meltem Kaptan… O güzel filmleri var ki bir seçim yapmak zor. İlle de bir seçim yapmam gerekirse ‘İşte Hayat’taki’ ‘Makbule’yi canlandırmak isterdim. Adile Naşit o karakteriyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Kadın Oyuncu’ dalında ödül kazandı. Benim için ‘Makbule’, biraz daha çok daha ayrı bir yerde bulunuyor. ‘Makbule’, Adile Naşit’in ne kadar derinliklere inebildiğini, ne kadar iyi bir oyuncu olduğunun göstergelerinden biridir.

♦ Adile Naşit’in özellikle hangi özellikleri sizi derinden etkiledi?

Meltem Kaptan… Özellikle, toplumun dayattığı güzellik kalıplarını kırmış olması tabii ki… Kendi kurallarını ortaya koyabilmiş olması ve bunu kabul ettirebilmesi bir hayli etkileyici… Hâlâ fiziksel standartlar, bu beklentiler var. Ben de kilolu bir kadınım. Ben de yoluma sanata olan aşkımın en önemli unsur olduğunu bilerek devam ediyorum. Sanata odaklanıyorum, Adile Naşit’te de bu varmış. Sanata büyük bir sevgi, büyük bir saygı ve odaklanma… Her tür renge ihtiyacımız var. Adile Naşit de buna inanıyormuş.

♦ Adile Naşit gibi kariyerinizin başlarında kalıpların zorlamasıyla karşılaştınız mı?

Meltem Kaptan… Tabii ki… Hem de ne kadar çok… Hâlâ da karşılaşabiliyorum. Bazen; “Beden pozitifliği istiyoruz” diyorlar. Sonra da zayıf gösteren kıyafetlerin içerisine sokmaya çalışıyorlar. O zaman; “Bir dakika! Siz ‘Beden pozitifliği’ demiştiniz. Şimdi beni neden bunların içerisine sokmaya çalışıyorsunuz? Söylediklerinizle yaptıklarınız uymuyor” diyorum. Bu tarz şeyleri çok yaşıyorum. Bu durum Almanya’da da var Türkiye’de de var. Aslında her yerde var… Bunları artık aşmamız gerekiyor. Ben multikültürel hayatı seven bir insanım. Herkes zayıf olamaz. Arada birilerinin de kilolu olması gerek. Kalıpları, dayatmaları hep mobbing olarak görüyorum.

* Beden Pozitifliği… Toplumun ideal vücut şekli, boyutu ve görünümü nasıl gördüğünden bağımsız olarak, tüm insanların olumlu bir beden imajını hak ettiğini ifade eder.

Levent Can… “Ay, ne kadar zayıflamış”, “Ay, ne kadar kilo almışsın”, “Ay, ne kadar yaşlanmışsın”, “Ay, saçların ne kadar dökülmüş”… Tamam kardeşim biliyoruz. Anladık, tamam… Kilo tabii ki sağlık konusu her zaman önemli. Kilolu insanlara kendini çirkin hissettirme hakkını kim nereden alıyor? Bazen “Merhaba” bile demeden önce “Ay ne kadar kilo almışsın” diyenler var. İlişki yaşamaya başlarsın, “Ne zaman evleneceksin?” diye sorarlar. Evlenirsin, “Ne zaman çocuk yapacaksın?” diye sorarlar. Başkalarının hayatına burnumuzu sokmaya, görünümü hakkında yorum yapmaya bayılıyoruz nedense…

♦ İzleyicilerin sinema salonlarından hangi duygu sarmalına girmiş halde çıkmasını umarsınız?

Meltem Kaptan… Adile Naşit, büyük acılar yaşamış biri… Yine de gülebilmiş, umut verebilmiş, yine de hayata küsmemiş. Bazı insanlar, yaşadıkları büyük acılardan hayata küsebilir, insanlara karşı negatif olabilir. İç dünyasında büyük yıkımlar yaşarken çevresine hep sevgi göstermiş. Bunu yapmak kolay değildir. Adile Naşit, sevgi yolunu seçmiş. Filmin en etkili mesajlarından biri bu. Umarım, izleyicilerimize bu mesajı aktarabiliriz.

Levent Can… Hakiki olmak… Çünkü bu dijital dünyada artık her şey yapay olmaya başladı. Neyin gerçek olup neyin gerçek olmadığını artık anlayamıyoruz. Filmde; Adile Naşit ile Münir Özkul’un doğallıklarını da izleyicilerimize yansıtmaya çabaladık. Aynı zamanda insanlara ve işe duyulan sevgi ile saygının önemini, azmetmenin nelerin başarabileceğini de öyle… Filme, sadece nostaljik bir esinti duygusuyla bakmamalıyız.

♦ Doğallık deyince… Sosyal medya, dijitalleşme ve yapay zekâ siz oyuncuları nasıl etkiliyor?

Meltem Kaptan… Hakiki olmak benim için çok önemli.. Örneğin paylaştığım fotoğraflarda filtre kullanmıyorum. Aslında hiçbir yerde kullanmıyorum ve bu şekilde de devam etmeyi düşünüyorum. Neysem oyum… Gözler, gördüğüne inanıyor. Bazı videolarda neyin hakiki neyin yapay olduğunu ayırt edemiyorsun.

Levent Can… Teknoloji hepimize birçok imkan sağlıyor ama bir yandan da çok korkutucu. Teknolojiden faydalanmak başka onun esiri olmak başka… Zaman zaman “Kontrolü mü kaybediyoruz?” gibi bir hisse kapılıyorum. O yüzden hem iyi hem de negatif yönü var. Açıkçası bir ikilemdeyim. Sosyal medyaya gelince; eskiden starlık dediğimiz kavram vardı. Bu kavram starın kolay kolay ulaşılamaz olduğunun göstergesiydi. Ünlülerin yaşantılarını, evlerini, otomobillerini, eşlerini, çocuklarını merak ederdik. Artık o merak duygusu kalmadı. Çünkü herkes tüm yaşantısını sosyal medyada gözler önüne seriyor. O merak duygusunun ortadan kalkmasının starlık kavramını zedelediğini düşünüyorum.

ad826x90

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Brigitte Bardot yeniden hastaneye kaldırıldı

HIZLI YORUM YAP