43,2789$% 0.22
50,2002€% -0.1
57,9103£% -0.02
6.374,59%-0,30
4.582,13%-0,50
12.668,52%1,70
02:00
Dünyanın en büyük adası olan Grönland’ın 2.166.086 km²’lik devasa buz örtüsü, insanlık için adeta bir ‘Saatli bomba’ özelliğine sahip. Bilimsel veriler, kalınlığı yer yer 3 bin metreyi bulan bu buz kütlesinin tamamen erimesinin, küresel deniz seviyesini yaklaşık 7 metre yükselteceğini öngörüyor. Bu senaryo, sadece kıyı şehirlerinin haritadan silinmesi değil; dünya coğrafyasının radikal ve geri dönülemez bir biçimde yeniden çizilmesi anlamına geliyor.
Ancak bugün Grönland, bu küresel varoluşsal tehditten ziyade, jeopolitik bir hâkimiyet mücadelesiyle gündemde. Eriyen her santimetrelik buz; yeni bir maden sahası, devasa petrol rezervleri veya daha kısa bir ticaret rotası demek. Bu durum; yanan bir evin içindeki antikaları kurtarmak yerine, yangını izleyip ev sahibiyle enkazın mülkiyeti için pazarlık yapmaya benziyor.
İşin en trajik yanı ise bu ironinin göz göre göre yaşanması. Bilim insanları yıllardır “Siz ne yapıyorsunuz?” diye haykırsa da, küresel güçlerin ekonomik hırsı bu uyarıları sessizliğe mahkûm ediyor. Deniz seviyesi 7 metre yükseldiğinde, altındaki petrolün veya elmasın kimin olacağının hiçbir önemi kalmayacak. Çünkü o gün asıl mesele kâr etmek değil, yaşayacak bir kara parçası bulabilmek olacak.
Elbette meselenin bir de enerji ihtiyacı boyutu var. Öyle ki, en basit kişisel bakım araçlarımız olan diş fırçalarımız bile elektriğe bağımlı hale geldi. 8 milyar insanın bitmek bilmeyen bu enerji açlığını doyurmak uğruna, doğadaki tüm potansiyelin sömürülmesi, sessiz bir mutabakatla adeta ‘mübah’ görülüyor. Bu bağlamda Grönland meselesi; küresel güçlerin pastadaki pay kavgasına dair o kadim “Tek başına yedirmeyiz” stratejisinin modern bir yansıması olabilir mi?
Grönland’ın erimesiyle birlikte yaklaşık 1 milyar kişi evsiz kalacak. Dünyanın en büyük metropollerinden; Tokyo, New York, Şanghay ve Mumbai tamamen haritadan silinecek.
ABD’nin Grönland’a olan ilgisi sadece bir toprak talebi değil; enerji, teknoloji ve güvenlik üçgeninde şekillenen jeopolitik bir hamle.
♦ Grönland, ABD için Kuzey Kutbu’ndaki savunma hattının merkez üssü. Kuzeyden gelebilecek olası balistik füze tehditlerine karşı kurulan erken uyarı ve savunma sistemleri için ada, coğrafi olarak ikamesi olmayan bir konumda bulunuyor.
♦ Grönland, İzlanda ve Birleşik Krallık arasındaki deniz koridoru olan GIUK Geçidi, Rus donanmasının Atlas Okyanusu’na çıkışını kontrol etmek için stratejik bir tıkaç noktası. ABD, bu hattı kontrol ederek müttefiklerinin deniz güvenliğini garanti altına almayı hedefliyor.
♦ Grönland’daki devasa rezervlerle Çin’in akıllı telefonlardan elektrikli araç bataryalarına, savaş uçaklarından rüzgar türbinlerine kadar kritik teknolojilerde kullanılan nadir toprak elementleri konusundaki tekelini kırmak istiyor.
♦ Buzulların çekilmesiyle daha önce ulaşılamayan; altın, elmas, petrol, doğal gaz ve değerli toprak elementlerine ulaşım kolaylaşırken yeni ve verimli balıkçılık sahaları açılacak. Ayrıca Kuzey Kutbu üzerinden kısalan deniz ulaşımı rotalarının kontrolünü ele geçirecek.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland ile ilgili son açıklaması; adanın kontrolünün kendilerine verilmesi konusunda uyumlu hareket etmeyen ülkelere gümrük vergisi uygulayabileceği yönünde oldu. Trump, bu konuda; “ABD’nin yıllardır Danimarka ve Avrupa Birliği ülkelerinin tamamını gümrük vergisi veya başka herhangi bir ödeme şekli almadan desteklediğini belirten Trump, “Şimdi, yüzyıllar sonra Danimarka’nın karşılık verme zamanı geldi. Dünya barışı tehlikede! Çin ve Rusya Grönland’ı istiyor ve Danimarka’nın bu konuda yapabileceği hiçbir şey yok” ifadesini kullandı.
ABD’nin 56 bin nüfusa sahip Grönland’ı satın alma politikası yeni değil, 159 yıllık bir geçmişe sahip.
Grönland’ı satın alma fikri ilk kez 1867’de dönemin Dışişleri Bakanı William H. Seward tarafından ortaya atıldı. ABD’nin Grönland aşkını 5 dönemde incelemek gerekiyor.
♦ I. GİRİŞİM (1867)
William H. Seward, ABD’nin Alaska’yı Rusya’dan satın aldığı yıl, Grönland ve İzlanda’nın da balıkçılık ve mineraller stratejik kaynakları nedeniyle ABD’ye katılması gerektiğini savunan bir rapor hazırlattı. Ancak o dönemde ABD Kongresi, iç siyasi çekişmeler nedeniyle bu teklifin resmiyet kazanmasına izin vermedi.
♦ II. GİRİŞİM (1910)
Danimarka Ortaelçisi Maurice Egan, o dönem ABD’nin elinde bulunan Filipinler ile Grönland’ın takas edilmesini teklif etti. Danimarka, bu teklifi ciddiye almazken; “Ne siz söylemiş olun ne de biz duymuş olalım” tavrına büründü.
♦ III. GİRİŞİM (1946)
II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, ABD Başkanı Harry Truman yönetimi, başlayan Soğuk Savaş ile birlikte Grönland politikasını çok daha ciddi bir boyuta taşıdı. 1946’da ABD, Danimarka’ya Grönland’ı satın almak için 100 milyon dolar değerinde altın teklif etti. Danimarka, ABD’nin Grönland’ı Sovyetler Birliği’ne karşı bir savunma kalkanı olarak kullanılma arzusunu yerine getirmeyerek satın alınma talebini kabul etmedi. Danimarka, ABD’ye 1951’de imzalanan bir savunma anlaşmasıyla Thule Üssü’nü kurmasına izin verdi.
♦ IV. GİRİŞİM (2019)
ABD’nin Grönland aşkı, uzun bir sessizliğin ardından 2019’da Donald Trump tarafından stratejik bir gayrimenkul fırsatı olarak yeniden gündeme getirildi. Trump’un başkanlık seçimini kaybetmesiyle Grönland bir kez daha gündemden düştü.
♦ V. GİRİŞİM (2025)
Donald Trump, 20 Ocak 2025’te tekrar ABD başkanı olunca Grönland dosyasını tekrar açarak, konuyu; “Temelde büyük bir emlak anlaşması” cümlesiyle gündeme getirdi. Son günlerde yaşananlardan, sarf edilen cümlelerden Grönland, ABD dış politikasının ana hedeflerinden biri haline dönüşmüş durumda. Öyle ki Donald Trump; “Ya güzellikle verirsiniz ya da zorla alırız” diyerek Grönland üzerindeki emellerinde ne kadar ciddi olduklarını gözler önüne serdi. ABD Kongresi de Donald Trump’dan farklı düşünmüyor.
Danimarka’nın Grönland’ı satmaya yanaşmaması halinde adanın ilhak edilmesine yönelik yasa tasarıları tartışılmaya başlandı. Beyaz Saray, Danimarkalı yetkililerle Grönland’ın satın alınması konusunda ‘Teknik görüşmelere’ başlanacağını duyurmasından sonra ABD Kongresi’ne, Grönland’ın bir ABD bölgesi (Territory) olarak ilhak edilmesini ve nihayetinde bir eyalet olmasını öngören ‘Grönland İlhak ve Eyalet Yasası’ sunuldu. Doğal olarak bu durum ABD ile Danimarka arasındaki ilişkiyi bir hayli gerdi. Danimarka ve Grönland hükümetleri; “Asla satılık değiliz” derken AB ve bazı NATO müttefikleri bu girişimi ‘İttifakın birliğine tehdit’ olarak yorumladı.
Gerilimin kapsama alanı genişleyerek Grönland’a yakın olan ülkeleri de içine dâhil etti.
Grönland’daki askeri tatbikatlar, ABD’nin adayı ilhak etme veya satın alma söylemlerinin sertleşmesiyle, sadece bir eğitim faaliyeti olmaktan çıkıp jeopolitik bir gövde gösterisine dönüştü. Geçtiğimiz günlerde Danimarka liderliğinde ‘Operation Arctic Endurance’ adıyla başlatılan tatbikat, ABD’nin bölgedeki tek taraflı emellerine karşı bir güvence olarak kurgulandı.
Tatbikatta; Danimarka’nın yanı sıra 7 Avrupa ülkesinin askeri personeli bulunuyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, bu katılımın Danimarka’nın toprak bütünlüğüne destek olduğunu açıkça belirtti.
♦ Danimarka… 550
♦ Fransa… 15
♦ Almanya… 13
♦ İsveç… 3
♦ Norveç… 2
♦ Finlandiya… 2
♦ Birleşik Krallık… 1
♦ Hollanda… 1
Tatbikata gönderilen sembolik asker sayısı, ilgili ülkelerin ABD’nin Grönland üzerindeki olası bir ilhak girişimine karşı taviz vermeyeceklerini gösteren stratejik bir mesaj niteliği taşıyor.
GRÖNLAND HAKKINDA
Grönland’a M.Ö. 2500’lü yıllarda, bugünkü Kanada üzerinden deniz buzunu geçerek gelen Paleo-İnuit toplulukları, adaya yerleşen ilk insanlardı.
Viking Dönemi (982 – 1500)
Adanın Avrupa tarafından keşfi bir sürgün hikâyesiyle başladı. Kızıl Erik, cinayet suçlamasıyla İzlanda’dan sürgün edilince batıya yelken açarak 982’de Grönland’a ulaştı. Kızıl Erik, zaman içinde İzlanda’ya gidip gelerek insanları adaya yerleşmeye ikna etmeye çabaladı. İkna çabaları çerçevesinde adaya; ‘Yeşil Ülke’ anlamına gelen ‘Greenland’ adını verdi.
Vikingler, yaklaşık 400 – 500 yıl boyunca adada tarım ve hayvancılıkla uğraştı. Ancak 15’inci yüzyılda, muhtemelen ‘Küçük Buz Çağı’ adı verilen iklimin aniden soğuduğu bir dönemde adayı terk ettiler.
Danimarka Sömürgeciliği ve Misyonerler (1721 – 1953)
Vikinglerin kayboluşundan sonra ada, uzun süre ıssız kaldı.
1721’de Norveçli misyoner Hans Egede, kayıp Vikingleri bulmak ve onları Hristiyanlığa davet etmek için adaya gitti. Vikingleri bulamayan Egede, yerli Inuitlerle karşılaştı. Grönland’ın bugünkü başkenti Nuuk’un temelleri o dönemde atıldı.
1814’te Norveç ve Danimarka ayrılıp iki ayrı ülke oldu. Bu ayrılıştan sonra Grönland Danimarka’nın kontrolünde kaldı.
II. Dünya Savaşı sırasında Danimarka, Alman işgaline uğrayınca, ada ABD’nin korumasına girdi. Bu dönem, ABD’nin adadaki kalıcı stratejik ilgisinin başlangıcı oldu.
Grönland’a, 2009’da ‘Kendi Kendini Yönetme’ yasasıyla genişletilmiş özerklik tanındı. Bugün ada; dış politika, güvenlik ve para birimi hariç neredeyse tüm kararlarını kendi veren bir yönetim şekline sahip.
Grönland’ın 56 bin kişilik nüfusunun % 90’ı Inuitlar’dan (Grönland yerlisi) % 10’luk kısmı Danimarkalılar’dan oluşuyor.
4 Temmuz 1776’da 13 koloni, Büyük Britanya Krallığı’ndan ayrılarak ABD’yi kurdu. Ülkenin o tarihteki toprak alanı yaklaşık 1.100.000 km² idi.
ABD, bugünkü yüzölçümüne savaşlarla ve satın almalarla ulaştı.
9.833.520 km²’lik yüzölçümüne sahip ABD topraklarının % 25’i (2.404.624 km²) 125.5 ton altın karşılığına denk gelen 18 milyar 14 milyon 852 bin 700 dolar karşılığında satın alınarak elde edildi.
1946’da bağımsızlığını kazanan Filipinler, satın alınan topraklar listesinden çıkacak olursa satın alınanlar, günümüzdeki ABD topraklarının % 22’sine tekabül ediyor.
* 18 milyar 14 milyon 852 bin 700 dolar… 779 milyar 637 milyon 787 bin 724 lira.
ABD tarihinin en önemli dönüm noktası, Thomas Jefferson döneminde Fransa’dan yapılan Louisiana alımıdır.
• Yüzölçümü… 135.659 km²
Napolyon Bonapart, Avrupa’daki savaşları finanse etmekte zorlanıyordu. Bonapart, bunun yanı sıra Haiti’deki köle isyanı sonrası Amerika kıtasındaki Fransız varlığını sürdürmenin maliyetli olduğuna karar verdi. ABD, yaklaşık 2.1 milyon kilometrekarelik devasa bir alanı sadece. 24.1 ton altın bedeline karşılık gelen 15 milyon dolar karşılığında satın aldı. Bu alım, ABD’nin yüzölçümünü bir gecede iki katına çıkardı. Bugün bildiğimiz 15 farklı eyaletin toprakları bu bölgeden çıktı.
• Altın hesabıyla günümüzdeki karşılığı… 3.561.907.700 dolar.
ABD'nin 50 eyaletinden 15'i Louisina Bölgesi'nde bulunuyor.
• Yüzölçümü… 170.312 km²
İspanya; Avrupa’daki karışıklıklar ve kolonilerindeki isyanlar nedeniyle Florida üzerindeki kontrolünü kaybetmeye başladı. ABD ile İspanya arasında imzalanan Adams-Onis Antlaşması ile İspanya, Florida’yı ABD’ye devretti. ABD nakit ödeme yapmak yerine, İspanya’nın Amerikalı vatandaşlara olan 8 ton altın bedeline denk gelen 5 milyon dolarlık borcunu üstlenmeyi kabul etti.
• Altın hesabıyla günümüzdeki karşılığı… 1.182.376.000 dolar.
• Yüzölçümü… 76.800 km²
Meksika – ABD Savaşı’ndan sonra, kıta üzerindeki sınırları netleştirmek ve kıtalararası bir demiryolu hattı inşa etmek için güneyde küçük ama stratejik bir parça daha satın alındı. Bugün Arizona ve New Mexico’nun güneyini kapsayan bölge, Meksika’dan 15 ton altın değerine denk gelen 10 milyon dolara alındı. Bu alım, ABD’nin ana karadaki sınırlarını bugünkü haline getiren son büyük toprak kazanımı oldu.
• Altın hesabıyla günümüzdeki karşılığı… 2.216.625.000 dolar.
• Yüzölçümü… 1.723.337 km²
Rusya İmparatorluğu, savunması zor ve maliyetli gördüğü Alaska’yı elden çıkarmak istiyordu. Dönemin Dışişleri Bakanı William Seward, Alaska’yı Rusya İmparatorluğu’ndan 10.8 ton altına denk gelen 7.2 milyon dolara satın aldı. O dönemde Amerikan kamuoyu bu kararı, alaycı bir şekilde ‘Seward’ın Buz Kutusu’ veya ‘Seward’ın Aptallığı’ olarak adlandırdı. Ne var ki bölgede önce altın, daha sonra devasa petrol rezervlerinin bulunmasıyla, bu alımın tarihin en kârlı gayrimenkul anlaşmalarından biri olduğu anlaşıldı.
• Altın hesabıyla günümüzdeki karşılığı… 1.064.016.000 dolar.
• Yüzölçümü… 298.170 km²
Filipinler, yüzyıllardır İspanya’nın sömürgesiydi. 1898’de ABD ile İspanya arasında Küba’nın bağımsızlığı meselesi yüzünden savaş çıkınca, çatışmalar Filipinler’e de sıçradı. Başlangıçta ABD’liler, İspanyollara karşı savaşan Filipinli devrimcilerle iş birliği yaptı. Filipinliler, ABD’nin kendilerine bağımsızlık getireceğine inanıyordu. İspanya yenilgiyi kabul edince 10 Aralık 1898’de imzalanan Paris Antlaşması ile savaş sona erdi. ABD, İspanya’ya Filipinler’deki haklarını devretmesi karşılığında 30 ton altın bedeline denk gelen 20 milyon dolar ödedi. Bu anlaşmayla sadece Filipinler değil; Guam ve Porto Riko da ABD kontrolüne geçti. Küba ise kağıt üzerinde bağımsız olsa da ABD vesayeti altına girdi.
• Altın hesabıyla günümüzdeki karşılığı… 4.433.400.000 dolar.
Satın almanın ardından ABD, adaları ilhak etme kararı alınca Filipinli devrimciler, bu kez yeni ‘Efendilerine’ karşı silahlı mücadele başlattı. Savaşı kazanan ABD, 1902’de resmi olarak zafer ilan etti. Filipinler, 1946’da bağımsızlığını kazanarak ABD toprağı olmaktan çıktı.
• Yüzölçümü… 346 km²
17’nci yüzyıldan itibaren Saint Thomas, Saint John ve Saint Croix adaları Danimarka’nın kolonisiydi. Ancak 19’uncu yüzyılın sonlarına gelindiğinde adalar, ekonomik olarak Danimarka için bir yük haline geldi.
ABD, 1860’lardan beri bu adalarla ilgileniyordu ancak asıl kırılma noktası I. Dünya Savaşı oldu. Adalar, Karayipler’in girişinde ve Panama Kanalı’na giden rotanın üzerindeydi. ABD, Almanya’nın Danimarka’yı işgal etmesinden ve bu adaları denizaltı üssü olarak kullanmasından endişe ediyordu. Bu nedenle ABD, adaları satın almak istedi. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Robert Lansing, Danimarka’ya; “Eğer satmazsanız, güvenlik gerekçesiyle biz el koymak zorunda kalabiliriz” imasında bulunarak süreci hızlandırdı.
Danimarka’da bu satış için bir halk oylaması yapıldı. Halkın büyük çoğunluğu, satışı onayladı. Adalarda yaşayan halkın ise bu devasa kararda resmi bir söz hakkı olmadı ancak onlar da ekonomik nedenlerle ABD yönetimini tercih etti.
ABD’nin I. Dünya Savaşı’na girmesinden sadece birkaç gün önce, 31 Mart 1917’de resmi devir teslim yapılarak 37.6 ton altın bedeli karşılığı olan 25 milyon dolar ödendi.
• Altın hesabıyla günümüzdeki karşılığı… 5.556.528.000 dolar.
ABD, 2.106.454 km²lik yüzölçümüne sahip Grönland’a satın alarak veya ilhak ederek sahip olursa ülkenin yüzölçümü; 11.641.801 km²’ye çıkacak. Böylelikle ABD, Rusya’dan sonra en çok yüz ölçümüne sahip ikinci ülke olacak.
• Rusya… 17.098.242 km²
• Kanada… 9.984.6703 km²
• ABD… 9.833.520 km²
• Çin… 9.706.9614 km²
• Brezilya… 8.515.767 km²
* Türkiye, 783.562 km² ile 36’ncı sırada yer alıyor.
Esir liderler Haberi Görüntüle
Matthew McConaughey’den, yapay zekâya karşı marka kalkanı
1
Tüm Gözler Amerikan Senatasonun Vereceği Son Kararda
43524 kez okundu
2
Tüm Gözler Amerikan Senatasonun Vereceği Son Kararda
43183 kez okundu
3
Suriye Savunma Bakanlığı, SDG’nin Halep’e terör saldırısı düzenlediğini duyurdu
4072 kez okundu
4
Cumhurbaşkanı’ndan savunma sanayiye büyük övgü!
3826 kez okundu
5
Cumhurbaşkanı’ndan savunma sanayiye büyük övgü!
3779 kez okundu